Türkiye'de konuları biraz allayıp pulladıktan sonra kısa süreli beynin olumlu olarak algıladığı birkaç mesajla birlikte en gereksiz konularda bile binlerce sözde duyarlı ama içi boş insanı peşinize takabilirsiniz. Hele internet, bunun için biçilmiş kaftan. Ömer Madra gibi isimlerin de hakkını vermek lazım tabi.
"Türkiye Kyoto'yu İmzala" kampanyası, açılan siteler, bilinçsizce verilen destekler, komik mi komik eylemlerin ciddi ciddi yapılıyor olması elbette insanda gülecek hâl bırakmıyor ama birilerinin bu sözde duyarlı güruha küresel ısınmanın müsebbibinin Türkiye olmadığını anlatması lazım.
Bugünkü şartlarda ve en az 30 sene daha Türkiye'nin bu (bkz:Vikipedi) protokolü imzalaması küresel ısınmaya zerre kadar merhem olmaz sevgili Digitürkler. Aksine Türkiye zararlı çıkar sevgili Digitürkler. İnternette kampanya düzenleyerek, e-posta atarak çözülüyorsa bu işler; gidin toplam salınımın % 60'ından sorumlu Amerika'ya Kyoto'yu imzalattırın. Hadi onu yapamadınız diyelim, o halde sadece şu elinde bira televizyon başında pinekleyen cahil ve öküz milyonlarca Amerikalının (ki en az bir %60'lık oran burda da geçerlidir) kullanmadıkları televizyon ve bilgisayarlarını beklemeye almak yerine kapatmalarının, toplamda Türkiye'nin % 1'lik karbon salınımından daha fazlasına tekabül edeceğini anlatın. 6 Yorum 13 Mart 2007 |
"Türkiye Kyoto'yu İmzala" kampanyası, açılan siteler, bilinçsizce verilen destekler, komik mi komik eylemlerin ciddi ciddi yapılıyor olması elbette insanda gülecek hâl bırakmıyor ama birilerinin bu sözde duyarlı güruha küresel ısınmanın müsebbibinin Türkiye olmadığını anlatması lazım.
Bugünkü şartlarda ve en az 30 sene daha Türkiye'nin bu (bkz:Vikipedi) protokolü imzalaması küresel ısınmaya zerre kadar merhem olmaz sevgili Digitürkler. Aksine Türkiye zararlı çıkar sevgili Digitürkler. İnternette kampanya düzenleyerek, e-posta atarak çözülüyorsa bu işler; gidin toplam salınımın % 60'ından sorumlu Amerika'ya Kyoto'yu imzalattırın. Hadi onu yapamadınız diyelim, o halde sadece şu elinde bira televizyon başında pinekleyen cahil ve öküz milyonlarca Amerikalının (ki en az bir %60'lık oran burda da geçerlidir) kullanmadıkları televizyon ve bilgisayarlarını beklemeye almak yerine kapatmalarının, toplamda Türkiye'nin % 1'lik karbon salınımından daha fazlasına tekabül edeceğini anlatın. 6 Yorum 13 Mart 2007 |


insanlar o kadar alışmışlarki her önlerine konanını yemeye. işin kötüsü bu yazının başka bir örneği yok.
Son söz: “İçimizdeki beyinsizler yüzünden bizi helak mi edersin Allahım!” (A'raf/155)
Allahtan var, şuan tam adrese link veremem ama var birkaç tane var. Bir de Cemil Çiçek gelişmekte olan ülkelerde uygun olmadığını falan söyledi.
Ben bu isleri hic anlamiyorum. ABD ve batinin birikmis CO2 saliniminin cogundan mesul oldugu dogru benim anladigim kadariyla, ama iki uc sene beklerseniz zaten o da degisecek (Cin bu sene geciyor ABD'yi galiba, Hindistan da pesinden gider).
Kyoto'nun yeterliligi de acik degil, ustelik buna yogunlasmak ciddi baska problemleri ortuyor. Benim bildigim en iyimser tahminle 2030'da (en kotumser gecen sene!) petrolde uretim artisi bitecek. Su anda onun yerine koyacak bir enerji kaynagimiz yok. Cin komure abaniyor; ozellikle ABD'de yamyam tarim lobileri yiyecek yerine yakit yetistirme isi icin subvansyon pesindeler. Diger taraftan dunya nufusu artisi durmus degil, ve doymak icin enerji-intensif tarima ihtiyacimiz var. Ben bu problemleri henuz anlamis degilim, ama yukarki ozet en azindan onumuzdeki felaket senaryolari hakkinda fikir veriyor bana. Turkiye benim gorebildigim kadariyla ne bilgi/teknoloji uretip nufusunu gecindirebilecek durumda, ne CO2 salan sanayi uretimini Cin vs. ulkelere haydahlayip servis bilmemne ile keyfine bakacak bir nufus yapisina veya birikime sahip. Hal bu olunca (bu ise?) o dokumana imza atan ve Turkiye sartlarinda sansli sinifa mensup iyi niyetli insanlar iki tik daha yapip 'siz fakir ve ac kalin' dedikleri vatandaslarimiza EFT yapmaya hazir olmalilar bence. Bunlarin kolay cozumu yok, iyi cozumlerin asikar olmadigi bir ortamda 'aman bunu yapalim dogrusu budur' demek de cozum arayisini daha karmasik hale getirmekten baska bir ise yarar mi bilmiyorum.
Neyse, Ingilizce bilenler icin bir de 'onceligimiz ne olmali?' konusunu isleyen (Turkiye icin degil, ama zaten bu Kyoto Yesilligi de bati kaynakli) bir konusma filmine link vereyim:
http://ted.com/tedtalks/tedtalksplayer.cfm?key=b_lomborg
bende bu konuyla ilgili bir yazı yazmıştım isterseniz bir inceleyin. link: http://hasancebi.blogspot.com/2007/03/kyoto-imzalansn.html
Bülent Bey,
Maalesef pek azımız anlıyoruz bu işlerden zaten. Soruna sebep olmayan ülkeden çözüm beklemek de üstüne eklenice...
hasancebi'de de işin özü açıklanmış, gerçekten güzel yazı. Ama hâlâ bir çok blogda "Türkiye Kyoto'yu İmzala" logoları var.
gecen yil dunyada sera gazindaki artis orani en yuksek ulke turkiyeydi. sonra kuraklik, seller falan nerden oluyor dersiniz. hic aldırma jiplere binmeye devam turkiye...