<

<



AKP Kırıkkale Milletvekili Murat Yılmazer, Tayyip Erdoğan’ın imzasını bir plakette görünce kendince mesaj vermek istemiş ve başlamış saymaya; “O sıradan biri değil, Allah’ın Türk milletine lütfu, destansı belediyeci, ulu lider” daha neler neler. Ama biçare vekil yine kendince haklı, sonuçta “o imza” ile partiden ihraç edilebilir, bir sonraki dönem meclise giremeyebilir, vekilliğin maddi, manevi ve tatmini nimetlerinden mahrum edilebilir ya da Devlet Bakanı olabilir. İmzayı görünce duygulanması bu yüzden olsa gerek.



AKP Konya Milletvekili Ahmet Işık’da, “Erdoğan’ın karizmatik özelliğinden etkilendiğini” ve “Siyasetin; Başbakan’ın, grup başkanının, genel başkan yardımcısının olduğu yerde döndüğünü, bu sebeple grup toplantılarında, siyasetin döndüğü yere yakın olmak için, (yani sıra kapmak için) toplantılara 40 dakika önceden gittiğini” göğsüne gere gere söylemiş.




İki milletvekilini de gönülden tebrik ediyorum. Artık anlamayan kalmamıştır umarım Türk Demokrasisini ve partilerin işleyişini. Parti kurmak dediğin 30 imza, 30 ikametgaha bakar. Aralarında 5 tane tanınmış adam, bir mazlum genel başkan, 3 tane de son dakika transferi yaptın mı, seçimlere hazırsın artık. Gerisinin önemi yok, oy getirsin diye dedeleri tımar hırsızı kendileri "serbest meslek" uzmanı, aşiret ağalarını, yöresinde iyi kötü tanınanları koyarsınız listeye, eğer şehrin eğilimleriyle biraz uyuşan bir partiyse kurduğunuz, delegeyi falan takmaz isteğinizi doldurursunuz meclise, iyi niyetli birkaç adam bulursunuz, siyasetin finansmanı sorununu bedeli seçim sonrası ödenmek üzere halledersiniz. Belediyecilikten ayak oyunlarına alışıksınız zaten. 370 tane vekil içinden, 20 tane “uyumlu” Bakan buldunuz mu gerisi nasıl olsa size uyacaktır. Family Finans Yönetim Kurulu Üyesini Maliye Bakanı, mütahiti İskan Bakanı yaptınızmı, alın size anayasayı değiştirebilecek tek parti hükümeti. Sonra çıkar pişkin pişkin “Muhtar olamaz diyorlardı, Başbakan oldum” dersiniz.



Bakalım Tayyip Erdoğan Yeni Zelanda’dan yine ne demiş; “Türkiye'de Kürt kökenli vatandaşın sorunu Türk vatandaşın sorunu ne kadarsa o kadardır. Laz kökenli vatandaşın sorunu ne kadarsa Türk kökenli vatandaşın sorunu da o kadardır. Burada çeşitli saptırmalar var. Parlamentoya girmekse parlamentodalar. Türkiye'de en üst düzey yönetimlere gelmekse Türkiye'de en üst düzey yönetimlere gelmiştir. Hiçbir sıkıntıları yoktur. İşadamı olmaksa Türkiye'nin en önde gelen işadamları içerisinde onlar vardır. Ama maalesef saptırmalar söz konusu olmuştur”.



Ee hani “Kürt Sorunu” vardı? Erdoğan sağ olsun, bize edilecek laf bırakmamış. Kendi kendini bir güzel yalanlamış. Hiçbir sıkıntıları yok, saptırmalar var, demiş, saptırmaları yapanın kendisi olduğunu unutarak. Vallahi şaka gibi! Bu adam, doğru düzgün yasa ve seçim sistemin olduğu yerde muhtar olmaya yine olamazda Türkiye’de Başbakan olabiliyor işte. AKP Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez’de “Öcalan konuşuyor biz konuşamıyoruz, kurşun askerler değiliz. El kaldırıp indirme makineleri değiliz.” demiş, öyle olduğunu bile bile.



Daha ne diyeyim, işte meclis işte başbakan; son 2 günden 4 haber. Ben “aklım almıyor” desem; Erdoğan “kafan basmıyor” diyecek.
/p>
<
<

<2/span> Yorum: “
    <
  1. # <Blogger M. Selim Naiboğluyazıyor...


Google


Vikipedi Ansiklopedi Değildir








Bu bloga eklenecek yeni yazıları RSS tekniğiyle

 XML›