<

<

Ion Barbun


.
..
...

KADIN: Ama? Öyleyse siz kimsiniz? (Bir susuş.) Evet, kimsiniz? (ERKEK’in çevresinde döner, her yanından âdeta inceler onu.) Kimsiniz? Ne bir ozan? Ne sokaklardan bezmiş bir mutsuz? Ne bir kan emici, korkunç? Ne başkasının gönderdiği bir aracı? Ne de bir hırsız, adi? Hiçbiri değilsiniz bunların! Ama kimsiniz? Öyle ya, kimsiniz? Ne istiyorsunuz benden? Daha adınızı bile bilmiyorum? Ne diye seslenebilirim size, bilmiyorum? Söyleyin, haydi söyleyin doğrusunu, ne olur? Kimsiniz siz? Nesiniz? Ne düşünüyorsunuz? Söyleyin haydi, kimsiniz? Nesiniz?

ERKEK: (Yavaşça önemsemeden.) Hiç!

KADIN: (Merakla.) Hiç mi?

ERKEK: Evet… Hiç…

KADIN: Nasıl hiç? Adınız mı hiç?

ERKEK: Nasıl isterseniz?

KADIN: (Kendi kendine, düşünüyormuş gibi.) Hiç! Hiç! Hiçmiş o! Ne demek hiç! Olmayan! Yok! Hiç işte!

ERKEK: Evet, öyle! Düşündüğünüz gibi tıpkı!

KADIN: (Gene düşünerek.) Hiç, hiç, hiç! Ne şu. Ne bu, hiç! ( Bir susuş.) Gece de değil, gündüz de! Ne öyleyse? Hiç! Sardunya da değil, menekşe de! Ne öyleyse? Hiç! Hiçten hiç! En hiç! (Birden sevinçle ERKEK’e seslenerek. ) Hoş geldiniz, Bay Hiç! Ama çok hoş, çok hoş, çok hoş! Adınızda Bay Hiç! ( Kendi kendine düşünerek.) Bay… Hiç! Bay… Hiç! Hiçten bir bay? Aman çok hoş, çok hoş, çok hoş! Kardan adam gibi, köpükten duman gibi! (ERKEK’e yönelerek.) Peki siz, nasıl hiç oldunuz böyle… Bay Hiç?

ERKEK: Çabamla bayan!

KADIN: Çabanızla mı? İsteyerek mi? Bile bile mi? Aman, öyleyse eğer, daha hoş daha hoş!

ERKEK: Herkes bir şey olmak ister yeryüzünde, değil mi bayan?

KADIN: İster mi? İster, evet.

ERKEK: Çok istiyorsa, istediği de tekse, ne isterse olur insan bu yeryüzünde bayan! Okuyan da okumayan da, bilen de, bilmeyen de, süren de, sürülen de, tüküren de, tükürülen de! Bense hiç olmak istiyordum. Çok istiyordum, üstelik tek isteğimdi. Dayanılmaz bir yer çekimine tutulmuş gibi, tâ çocukluğumdan bu yana hiçliğe doğru koştum hep!

KADIN: Aman çok hoş! Hiçliğe doğru mu koştunuz hep? Ne gibi? Ne gibi?

ERKEK: O en sert, en kuru güz yelinin önüne takılmış yaprak gibi!

KADIN: Ne gibi? Ne gibi?

ERKEK: Kılıçlardan kaçan istavritler gibi!

KADIN: Ah, çok hoş! Hiç oldunuz sonra da!

ERKEK: Görüyorsunuz ki oldum bayan!

KADIN: Eveeet, (Birdenbire.) Ama? Ama nasıl ? Gene olmalı bir aması? Bir nasılı?

ERKEK: Var bayan?

KADIN: Ne?

ERKEK: Her şey…. Evim, sokaklarım, kentim, beni hiçliğe doğru itiyordu. Sonra ben de biraz törpüleyebilmek, daha da kamaştırabilmek için o madeni…

KADIN: Evet, evet?

ERKEK: Hiç fabrikasına girdim!

KADIN: Hiç fabrikası mı? Neymiş o?

ERKEK: Her şey! Her şey olabilir! Seçmeye bakar, kimi kez de insanın kolunu kaptırmasına ya da yakasını!

KADIN: Ha, siz…

ERKEK: Evet, ben bayan…

KADIN: Hiç fabrikasında, bir, bir bir….

ERKEK: Evet bayan, doğru düşündüğünüz gibi, ham madde olarak girdim. Döküldüm, büküldüm, öğütüldüm eğitildim ve çıktım gördüğünüz gibi hiç olarak!

KADIN: Ah, çok hoş! Çıktınız, hiç olarak! Ve hiçsiniz şimdi, hiçbir şey değil, hiç! Ne ak ne kara, ne köy ne kasaba, ne vapur, ne araba? Hiç! En hiç! Daha hiç! Daha daha hiç! Öyle değil mi?

ERKEK: Öyle bayan!

KADIN: Fabrikanız nerede?

ERKEK: (Büyük bir coşkuyla.) Her yerde bayan, her yerde! Nerede isterseniz orada! Önünüzde arkanızda, sağınızda solunuzda, içinizde dışınızda! Çalışıyor, çalışıyor, çalışıyor, büyük bir gürültüyle, büyük bir sessizlikle! Ham madde bekliyor öğütmek için o kocaman dev ağzı! Beni bekliyor, sizi! Duymuyor musunuz çağrılarını? Duymak istemiyorsanız tıkayın kulaklarınızı, burnunuzu da! Özenmemeye bakın, kaptırmamaya bir ucundan kolunuzu ya da yakanızı!

KADIN: Bir kıvanç duyuyor musunuz bari… Şimdi böyle hiç olmaktan?

ERKEK: (Coşkusu sönmüştür. Hüzünle.) Duyuyorum da diyemem, duymuyorum da. Hiçim ben bayan! (Bir sessizlik.)

KADIN: Bay Hiç!

ERKEK: Buyrun bayan, benim!

...
..
.


Sabahattin Kudret Aksal
/p>
<
<

<1/span> Yorum: “
    <
  1. # <Anonymous Adsızyazıyor...


Google


Vikipedi Ansiklopedi Değildir








Bu bloga eklenecek yeni yazıları RSS tekniğiyle

 XML›