<

<

Baştan sona doğru; deve, Ertuğrul Özkök, başka bir deve,  Mehmet Ali Birand

Ertuğrul Özkök geçen salı günü ne yapmış, biliyor musunuz?
Kalkmış Malatya’ya gitmiş ve İnönü Üniversitesi’nde açılan İnönü Müzesi’ni gezmiş. Müzede İsmet İnönü’ye ait çeşitli eşyalar var haliyle. Ertuğrul Özkök’ün dikkatini de hemen bu eşyaların markaları çekmiş.



Cekete bakmış: ‘Raglena’…
Gömleğe bakmış: ‘Prince of Wales’, ‘Pmartino’…




Ertuğrul Özkök’ün marka merakını, pahalı zevklerini yıllardır yazılarından zaten biliyoruz, bunda ne var ki, demeyin. Yazının devamından da anlaşılacağı üzere Ertuğrul Özkök bu marka eşyaları görünce kafasında hemen bir “ampul” beliriyor ve aklına Atatürk’ün Anıtkabir’de sergilenen eşyaları geliyor. Hemen bağlantıyı kuruyor ve “O da dönemin önemli markalarını kullanmıştı.” deyiveriyor.



Peki Ertuğrul Özkök bunları niye yazıyor? Cevabı da kendisinden alalım:



“Bunları Atatürk ve İnönü’nün ‘ne kadar moda düşkünü’ olduğunu anlatmak için yazmıyorum.



Bu ülkede ‘ulusalcılığın’ iki büyük kahramanının ‘zihniyet’ ve ‘vizyonu’ hakkında fikir vermeyi arzuluyorum.



Bu zihniyet ve vizyonun tek istikameti vardır.



O da Batı medeniyetidir.”




Evet efendim neymiş? Önemine binaen tekrar edelim; “Madem Atatürk ve İnönü batı markaları kullanıyorlar, demek ki istikametleri batı medeniyetidir.



İşte her şey “bu kadar” basit beyler, bayanlar! Siz 90 yıldır nasıl göremediniz bunları? Sadece ceket ve gömlek, hepsi bu, her şey bu markalarda saklı. Elbiseler “Amerikan Bezi” olsaydı, tek istikametimiz Amerika olacaktı ama elbiseler batı menşeli olduğuna göre…




Artık pes! Osmanlı’nın son 50, Cumhuriyet’in ilk 20 yılında bu topraklarda yerli üretimin olmadığını artık çocuklar dahi biliyor. Bırakın ceket gömleği, el tezgahları haricinde iplik bile yapılamıyordu. 1838 den sonra kapitülasyonların ve gümrüklerin yarattığı durum ilköğretimde okutuluyor artık. O dönemde Beyoğlu mağazalarında İngiliz, Fransız markaları dışında başka giyecek mi vardı? İlk Meclis Mebuslarının çoğu bile, kabullerde, görüşmelerde “aynı elbiseyi” giyip, bir başka mebus kullanana kadar yatakhanedeki dolap da muhafaza ediyordu.



Ertuğrul Özkök bir laf etti diye, burada baştan aşağı iktisat tarihi yazmaya lüzum yok. Bunları her İnkılap Tarihi kitabında yazar. Mustafa Kemal’in İzmir İktisat Kongresi’ndeki açılış konuşmasını ya da hiç olmazsa on satırlık Tekalifi Milliye Emirleri okunduğunda ülkenin ekonomik olarak nerede olduğu gayet iyi anlaşılır.




Bunları yazan adam Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni. Yönettiği gazete her gün milyonların elinde. Aklınca kıssadan hisse hemen bir AB’ye destek mesajı verecek diye İnönü’yü, Atatürk’ü bu kadar çapsızca kullanmakta hiç sakınca görmemiş anlaşılan. Bu nasıl bir sığlıktır, şekilciliktir…



Şimdi aklıma, yaklaşık 1,5, 2 yıl kadar önce bir AKP milletvekilinin söyledikleri geldi: “Politikalarımızı, tutumlarımızı Ertuğrul Özkök ve Hasan Cemal gibi isimlerin yazılarına bakarak belirliyoruz” mealinde bir şeylerdi. Bunun üstüne siz ne dersiniz bilmiyorum ama artık ben pek bir şey söyleyemiyorum.
/p>
<
<

<7/span> Yorum: “
    <
  1. # <Anonymous Adsızyazıyor...