<

<

Kimi gökdelende,kimi yerdelende...bütün telaş aradakilerdeBaşbakan Erdoğan dün Gaziantep’te “ülke pazarlama” gafının erdem olduğu hususunda yine ısrar etmiş. İşte ne yazık ki Türkiye’deki berbat seçim sistemi ve siyasi partiler yasası Türkiye’yi böyle “dediğim dedikçi” yöneticilerle baş başa bırakıyor. Oysa yine bu günlerde Amerikan Başkanı Bush, senatoya, Anayasa Mahkemesine atayacak bir adam beğendirememektedir. Çünkü senatonun seçimleri yaklaşıyor, Bush ise itibar kaybetmeye devam ediyor. Senato eğer Bush’a destek verirse, sandıkta cezalandırılacak, bunu iyi biliyor. Ama Türkiye’de herkes Başbakan’dan korkar, bırakın milletvekillerini bakanlar dahi Başbakan’a kaşının üzerinde gözün var demekten acizdir. Son olarak Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Nimet Çubukcu’nun olayını hatırlayın. Başbakan bakanların hiyerarşik amiri olmamasına rağmen Erdoğan, Bakan Çubukcu’nun Malatya gitmemesi hakkında “emri” ben verdim diyebiliyor.



Pazarlama olayında ben en çok Dubai Holding İcra Kurulu Başkanı'nın durumuna güldüm. Şeyh Türkiye’deki gündemden habersiz olacak ki; “İstanbul'u dünyaya pazarlayacaklarını” belirtti. Erdoğan’ın da pragmatikliği üstünde… “Marketing” olayını öğretmeye çalışıyor, siyasette marketing vardır, diyor. Aslında haklı, siyasette bahsettiğimiz sebeplerden, pazarlama vardır ama devlet adamlığında pazarlamanın yeri yoktur. Şekil olarak bir başbakanın, “Ülkemi pazarlıyorum” sözü iğrençtir ve muhaliflere ihsan edilmiş malzemedir. Hatada ısrar ederseniz işte böyle bir kelimenin altını binlerce kelimeyle doldurmaya çalışır ama yine de beceremezsiniz. Pazarlama kelimesinin bu halkın zihninde muteber karşılıkları olmadığını herkes bilir. Meramını yanlış kelimelerle ifade edip, bir de üstüne ısrar ederek “ben dediysem doğrudur” demenin kimseye getirisi yoktur. Ama olayın birde kürsülerden tatmin boyutu var elbette. Neyse geçelim…



Son günlerde tüm televizyon kanallarında Dubaililerin reklamları dönüyor. Birden fazla reklamın, her birinde bilmem ne kültürümüzü değiştirmeye geldiklerini söylüyorlar. Alışveriş, mobilya, ofis, velhasıl tüm yaşam alanlarımızı Dubaililer burarak değiştirmeye gelmiş. Sonra da ne yapacaklarmış, Dubai Towers’da İstanbul’u pazarlayacaklarmış. Kuleler, “Türkiye'nin gururu ve en prestijli adresi” olacakmış. Öyle komik ki. Neresinden tutsam elimde kalacak. Halkın öyle çok güvenmeye, güzel günler görmeye ihtiyacı var ki. İki gökdelenle her şeyin düzeleceğine inanıyorlar. Kimileri de gökdelen yapmakla ekonominin canlanacağından bahsediyor. Gökdelenlerden biri ev ve otel olarak kullanılacak diğeri iş merkezi olarak; ofisler, ünlü markaların vitrinleri, alışveriş merkezi, yiyecek-içecek, sinema falan… Her şey lüks… Ofisler bile mobilyalı teslim edilecek, gökdelenin açılışında iki yerli koyun kesebilirseniz ne alâ! Mekanda, ederinden fazla ürünler, ihtiyaç dışı tüketilecek. Acaba kaç tane firma, sırf Dubai Kuleleri var diye Türkiye’de yatırım yapar? Ya da kaç tane Türk firması Dubai Kulelerinde “vitrin” sahibi olabilir?



Yabancı sermayeye karşı değilim, yanlış anlaşılmasın ama bu tür hizmet, eğlence ve tüketim sektörünün kollarını bir iş yaptık, ekonomiyi şaha kaldırdık diye kimse savunmasın. Aynısı Cevahir içinde geçerli… Avrupa’nın en fakir ülkesinde, Avrupa’nın en büyük kapalı alışveriş merkezi. Tuhaf değil mi? Yine Avrupa’nın en fakir ülkesinde, Avrupa’nın en uzun kulesi… TMMOB Mimarlar Odası Genel Başkanı Oktay Ekinci, Erdoğan’ın aksine kelimeleri gayet güzel kullanmış ve Dubai Kuleleri için “şımarıklığın abideleri” demiş.Haklı. Yerden, Dubai Towers'ın tepesine kadar haklı. Bu coğrafyada tutunmak istiyorsan adam akıllı her konuda sistem kuracaksın. Üreteceksin. Marka yaratacaksın sonra kendi ürettiklerini pazarlayacaksın. Yoksa şuna buna, kat karşılığı bina yaptırmanın anlamı yoktur. Bu olsa olsa komplekstir. Gökkafes rezaleti ortada. Boğaza kimse gökdelen izlemek için gitmiyor, gitmeyecek de.



İBB Başkanı Kadir Topbaş’ın eli mahkum, mimar ama projeyi savunmak zorunda. Biz ne desek boş, yapılacak gibi Dubai Towers. Tayyip Erdoğan’da “bir şekilde” Şeker Başkan Topbaş’ın sadakati karşılıksız bırakmayacaktır. Hiçbir şey bulamazsa kulelerin açılış töreninde alnına kurban kanı sürer de yine gönlünü alır.
/p>
<
<

<3/span> Yorum: “
    <
  1. # <Blogger Mehmet Doğanyazıyor...