<

<



Bedûh, bildiğim en gizemli tâbir! Aslı ve anlamı meçhûl. Nerden geldiği bilinmiyor ama yüzyıllardır tılsım niyetine kullanılıyor bu kelime. Eskiden mektup zarflarının üzerine adres yazıldıktan sonra boş kalan kısmına, zarfın üçte ikisi büyüklüğünde yazılırdı. “Bedûh” yazılı mühür kazıtıp bunu gönderdikleri her mektuba basanlar dahi vardı. Bazen de Bedûh yazmak yerine kelimenin ebced hesabında ki karşılığı olan 2468 de yazılırdı.



B. Macdonald, İslam Ansiklopedisi'nde: "Bunun mektuplardan başka, muska gibi, daima takılmakta olan mücevherlerin ve maden levhaların üzerine hakkedildiğini" ve gönderilen ticari eşyaların üzerine de sağ selamet yerine varsın anlamında yazıldığını söyler.



Muteber sözlüklerin pek çoğu Bedûh’u aslı meçhul bir lâfz olarak nitelese de, bazı yorumlarda bulunmaktan kaçınmamışlardır. Bedûhun “Kamûs-i Türkî'de, meşhur Buda isminden galat olduğu üzerinde durulur. Ebuzziya lügatinde ise kelimenin aslı İbranice olarak belirtilir. Kamus-i Osmani’de kelimenin aslının Farsça olduğu ve “yürümek” anlamında kullanıldığı yazılır ve bir rivayete değinilir; rivayete göre bedûh, manevi irsâlleri yerine ulaştırmakla görevlendirilen meleğin ismidir. Ahmet Raşit Efendi, Nuhbe Şerhi'nde (s.97) bedûh, sabur vezninde esma’ul hünsadandır görüşünü dile getirse de, melek isminden mülhem olmasını kuvvetle muhtemel olarak nitelendirir.

Lugat-ı Cudi’de ise “muharir-i fakir, mingayr-i haddin” demiş ki: “Bedûh lâfzının, esmâ-i ilahiden yahut esmâ-i melâikeden bir isim olduğuna hatt-ı muteberde pek de tesadüf olunamıyor. (…) Bunun mektuplar üzerine tahriri bu nokta-i nazardan değil de mektuba bir ehemmiyet veya müstaceliyet vermek” anlamında kullanıldığı yazılır.



Osman Ergin, Balıkesirli Abdülaziz Mecdi Tolun adlı eserinde, bu tabirin “put” gibi Budîlikten kalmış olmasına ihtimal verse de uzun yıllar bedûh halk arasında muska gibi kullanıldı, üzerine pek çok faziletler vehmedildi. Mesela; bir yolcu üzerinde bedûh yazılı bir kağıt saklarsa bütün gün yorulmaksızın yürür yada hamile bir kadın bu kelimeyi üzerinde taşıyacak olursa daha kolay doğum yapar, en yaygın inanış ise; bedûh yazılı mektupların mutlaka adresini bulduğudur.



Örnekleri gereksiz yere uzatmanın anlamı yok. Bedûh hakkında yapılan tüm izahatlar üç aşağı beş yukarı aynı. Birleşilen tek nokta: Aslı meçhul bir lafz olduğu. Aslı meçhul da olsa yıllar yılı aşk mektuplarına kadar pek çok yere anlamı bilinmesede bedûh yazıldı. Gerçekten ilginç!


Şimdilerde belki gerek kalmadı mektuplara, eşyalara bedûh yazmaya. Artık e-postalar anında ulaştırıyor insanların meramını. Ticaret eşyaları sigortalanıp gönderiliyor artık. Kargo şirketleri bir gün içinde dünyanın öbür ucuna gönderebiliyor paketlerinizi. Yani tılsım bozuldu, bedûha gerek kalmadı.



Bu satıra kadar sabredip yazıyı okuduysanız, yazıya ilham veren olayı da bilmenize hakkınız var artık. Açıklayayım: Hâlâ mektuplara önem veren biri olarak gönderdiğim tüm mektupların bir suretini saklarım uzun zamandır. Son gönderdiğim mektup ise bir türlü yerine ulaşmak bilmedi. İki defa üst üste özenle adresi, ismi yazdım; pulu yapıştırıp yolladım ama ikisinde de mektup yerine ulaşmadı. Bunun üzerine tahmin edebileceğiniz üzere eski bir yöntemi deneyerek pulun altına Osmanlıca “Yâ Bedûh” yazarak yolladım mektubu. Haber e-postayla geldi; mektup alınmış. Bunda bedûhun katkısı oldu mu bilemem ama belki bir gün mektubun sahibi ya da başkası, umarım o pulu çıkartmayı akıl eder.
/p>
<
<

<13/span> Yorum: “
    <
  1. # <Blogger enahxusyazıyor...