<

<



Para kazanmak uğruna ahlaki ve insani değerleri ayaklar altına alıp toplumların düzeni ile oynayan, insanların bilinçaltına binlerce “ruhu bozuk” imgeler yükleyen küresel şirketlerin ve buna ortak olan medyanın marifetleri bir bir araştırmalarla tescilleniyor. Umarım bunların sonuçlarına katlanabilirsiniz.



Artık pek az kimse yaptıklarının ahlaki sonuçlarını düşünüyor. Diğerleri sadece raporlara konu olan sayılara ve istatistiklerle ölçülebilen değerlere göre şirketini başarılı/başarısız olarak değerlendiriyor. Belirlenen sayısal hedeflere ulaşmak için artık her yol mübah. Şirket felsefesi, biz aileyiz mesajları; tatlı yalanlar sadece. Psikoloji ve sosyoloji ilminin ışığında reklam kampanyaları oluşturuluyor, hepsi en iyi (!) reklamla tüketiciyi yakalamayı, etkilemeyi planlıyor. Planın amacı belli. Malı tüketiciye aldırmak için harekete geçmesini sağlayan komutları beyne yollamak. Reklamlarla hedef kitlenin yani tüketicinin uğradığı psikolojik tahribat kimsenin umurunda değil. Bir de üstüne CNN Türk’ de reklamların anlayamadığımız kısımlarını bize ilkokul müsameresi tadında izah eden bir akademisyenimiz bile vardı zamanında: Prof. Dr. Ali Atıf Bir, bu yaş da bile flimlerden etkilenip, kendini seçilmiş adam Neo zanneden, "reklam gelirleri her yıl iki kat artarak büyümeli" diyebilen bir Pişekar. Neyse…




Artık şirketler sadece ürün satmıyor, ürünle beraber vaat edilen bir hayalide yanında pazarlıyorlar. Yiyecekler, içecekler, elbiseler, kozmetik ürünleri... Hemen hepsinde durum aynı. İşte Top Sante dergisi araştırmasının, Radikal’ deki dün yayınlanan haberi. Kozmetik harikası, güzel kadın imajları artık doğal kadınları bunalıma sokuyor. Çoğu kendi bedeninden şikâyetçi. Yarısı “Daha güzel olsam işimde de yükselirdim” diyor, yüzde 12'si ise “daha güzel olunca eşlerini değiştirebileceklerini” düşünüyor. Katılımcıların yüzde 58'i kendilerinden genç, yüzde 42'si kendilerinden güzel gözüken kadınları, yüzde 36'sı da kendilerinden genç olan “bütün kadınları kıskanıyor.” Aynı gazetenin bugün ki haberi ise; kafayı bedenleriyle bozan ergenlerin çantalarından çıkanlar sıralıyor: Protein pudraları, keratinler, amino asitler, büyüme hormonları, kas geliştirici sentetik hormonlar...



İşte reklamların, medyanın, gösteri dünyasının sebep olup sahneye koyduğu rakamlar. Kendinden utanan, özgüvensiz kadın ve erkekler, makyaj yapmadan dışarı adımını atamayan bir kadın sürüsü, makyajsız doğal kadını bunalıma sokan bir travma şekli. Metroseksüel denen bir erkek hali, tabiatına meydan okuma durumu, geçen zamana direnme isteği. Mutluluğunu ancak ayna karşısında tatmin edebilen; gece olunca da gündüzün dedikodusunu yapıp, aynı aynaların karşısında şeytan taşlayan bir güruh. Zayıflamak adına her ay diyet türünü değiştiren; aç, genç kızlar ve erkekler. Estetik ameliyat olmak için, elinde bir ünlü resmiyle ucuz estetiysen arayan ufacık kadın olma meraklısı kız çoçukları, kendiyle kavgalı bir nesil, alabildiğine bencil. Ne kendini seviyor, ne başkalarını; kıskançlık ve yalnızlık kıskacında… Beynin ve kalbin önemi yok, sadece bir şekilden ibaretler artık. Beyninin gelişiminden ziyade kaslarının, kıçlarının gelişimine önem veriyorlar. Medyanın, "böyle olmazsanız insan değilsiniz" diye gençlerin gözüne soktuğu heykel vücutlu, kusursuz (!) mankenler... Söylediklerinin değeri yok, kimsede zaten duymuyor mankenin ettiği lafları, kadın ve erkek gözlerini kendince mankenin bir yerine dikmiş, inceleyip, kendisiyle kıyaslıyor sadece…




Nasıl mutlu musunuz CEO lar, genel müdürler, genel yayın müdürleri ve diğerleri ? Tüm rakamlar tırmanışta, piyasa da sıcak para ve mavi kan dönüyor işte. Bunu istemiyor muydunuz siz? Gazete ve dergilerde gerile gerile pazar paylarınızla övünmüyor muydunuz ? İşe alımlarda ilk iş; “hadi bana kendini pazarla” diyerek söze başladığınız; dışarıda tutan her sistemi, noktasına dokunmadan “mal bulmuş mağribi” gibi Türkiye’ ye taşıdığınız gençler değişiyor işte. Modern metropol insanı gibi yapay yaftalarla oluşturulan yeni tür insanlar bunlar. Her istediğinizi satabileceğiniz, elinden alabileceğiniz... Kendi fiziğinden gayrısını sorgulama cesareti olmayan insanlar.



Alışveriş bitti! Hadi hayrını görün!




/p>
<