<

<





Milli Eğitim Bakanlığı’ nın ‘her öğretmene bir bilgisayar’ kampanyası uzun zamandır gündemde, ilk haberleri okuduğumda sevinmiştim, kampanya şekil itibariyle olumluydu çünkü. Pardus' u da zaten bekliyorduk... Kendi kendime, kesin bu bilgisayarlara işletim sistemi olarak Pardus u yüklerler, diye düşündüm, düşündükçe de daha da hoşuma gitti. Bunun ne demek olduğu malum. Çok anlamlı bir hareket olacaktı. Aklı başında her ülke güvenlik, ulusallık, teknolojik bağımsızlık gibi sebeplerle kendi geliştirdikleri yazılımları kullanırlar.



Kampanya başladı, bitmek üzere, iş lafa gelince; Kuvayi Milliye ruhu, birlik, bütünlükten dem vuran siyasiler... Hangi evhamlarla kararlar alırsınız yada aldırtırlar bilmiyorum. Bu bilgisayarlara Pardus u yüklemenin aklınıza gelmediğini düşünmek bile istemiyorum, yok geldi de; öğretmenlerimiz Pardus' u kullanamazlar mı dediniz? Bu daha da komik. Burada kişilerin kullanımı değil, sizin Devlet bütçesinden pay ayrılan, TÜBİTAK tarafından desteklenen Milli bir projeye olan teşvikiniz manalıydı. Siz Pardus' u yükleyin, isteyen işletim sistemini değiştirir, bu önemli değil. Pardus için bundan daha iyi bir tanıtım ve reklam aracı olamazdı. Teknik özellikler elbette rağbet arttıkça gelişir, benim meselem neden Microsoft ile pazarlık yapılsın, niye maliyet artsın? Neden İntelin teklifi hemen kabul edildi de, AMD ye bir şey sorulmadı? Tübitak destekli bir proje var ortada, Pardus için müthiş bir çıkış noktası olmaz mıydı bu kampanya? Para pul, ihaleler, teknik şeyler hepsi bir tarafa... En önemlisi pek çok şeyin başlangıcı olacak, milli bir sahiplenmeye, bilince, üretkenliğe vesile olacak, üstüne çokca tuğla koyabileceğin bir proje neden oluşturulmadı? Yapılacak iş sadece buydu.. Bu işin devamı, çığ gibi, sen istemesen de o büyürdü.... Başlamadan mı, bitirildi? Dediğim olay gerçekleşseydi, dünya çapında siyasetten, ekonomiye, işbilir kimseler çoğu alacağı mesajı alırdı böylece. Ama anlaşılan birileri o çığın altında kalmaktan korktu. Ya da çığı önceden görenler gerekli tedbirleri aldı.




Hüseyin Çelik de çıkmış, "Biz Bill Gates ile kazan/kazan prensibiyle görüşüyoruz" demişti. (Aman, yine adınız “Halı Tüccarı” na çıkmasın, dikkat edin!) Kimin ne kazandığı belli Bakan… At izi, it izine karışmış artık. İşte Hürriyet’ in bugünkü haberi:

“Her öğretmene bir bilgisayar kampanyasından şu ana kadar toplam 550 bin öğretmenden 68 bin 78’i yararlandı. TOSHİBA, pazar payını yüzde 20’den yüzde 44’e çıkardı. Vakıfbank ise düşük faizli krediden yararlanmak isteyen öğretmenlere kredi kartı alma zorunluluğu getirerek, üç ay gibi kısa bir sürede 24 bin kredi kartı pazarlamayı başardı.”


Microsoft’ un dışında da kazananlar varmış demek ki.




Ben yukarıda ki soruların cevaplarını, Şubat ayının ilk günlerinde, 4982 Kanun sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu gereğince, ilgili makamlardan talep etmiştim. Cevaben, çok bilir bir memur, “İstediğiniz bilgiler hakkında 3. şahıslara açıklama yapılamaz” demişti sadece. 17 Şubat 2005 günü benimde cevabını aradığım, hemen hemen yukarıdaki soruların benzerini CHP Uşak milletvekili Osman Coşkunoğlu, yazılı bir soru önergesiyle Meclis gündemine taşımış. Soru önergesinin metnide, Bakan Çelik tarafından verilen cevap metni de bu linkte. Siz de okuyun, nasıl kapsamlı bir cevap verilmiş kendiniz görün. Konuyla ilgili basına yansıyan diğer haber başlıkları için tıklayın.

/p>
<
<

<2/span> Yorum: “
    <
  1. # <Anonymous merenyazıyor...


Google


Vikipedi Ansiklopedi Değildir








Bu bloga eklenecek yeni yazıları RSS tekniğiyle

 XML›