<

<




ABD' de finans çevrelerinin dergisi Forbes, ''dünyanın en güçlü kadını'' olarak yine ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice' ı seçmiş.





Siyah bir kadın, zeki, hırslı, muhafazakar şahinlerden, ABD ve dünya siyasetine yön veren, bir avuç akil insandan biri ve hala bekar… Korkutuyor beni Condi… Gazetelerde görmeye alıştığımız, o şahin bakışları kadar, konuşurken sürekli gülümsemesi ve laf arasındaki latifeleri de korkutuyor.





Condi’ nin hayat hikayesine bir göz atınca, 2008 başkanlık seçimlerinde, ilklerine, bir ilk daha katması pek zor görünmüyor. Koş Condi koş, sloganıyla da hayran kitlesi iyice artmaya başladı.





Büyükannesi pamuk işcisiydi, 14 Kasım 1954 de Birmingham, Alabama'da doğdu, (Güney Amerika) bölge, siyah-beyaz ayrımın en kesif yaşandığı yerlerden, siyahların otobüslerin arkasında kendilerine ayrılan bölümde yolculuk yapmak zorunda kaldıkları günler. Otobüs bomboş olsa bile onlar o bölümde sıkış tepiş inecekleri durağa bir an önce varmak için dua ederlerdi. Çeşmeleri ayrıydı, tren istasyonları da hatta umumi tuvaletleri bile...





Ailenin tek çocuğu Condi, içine kapalı bir ortamda haftada üç defa bale, piyano ve Fransızca dersleri alarak büyür. Annesi Angelena, kundaktaki Condi’ nin doğumunun ardından ilk 20 gün boyunca, piyano tınılarıyla, sabah-akşam sürekli aynı şeyleri fısıldardı;


"Beyazlardan iki kat fazla çalışacaksın, beyazlardan iki kat başarılı olacaksın. Tamam mı Condoleezza ?"






Annesi Angelena, piyano öğretmeni. Babası John, bir zamanlar Martin Luther King’in başını çektiği siyahlara özgürlük eylemlerinde, merkez olarak kullanılan Alabama’nın en büyük Kilisesi, “16. Cadde Baptist Kilisesi”nde vaiz. Bu kilise 1960’larda ırkçılık karşıtı eylemlere sık sahne olmaktadır. Rice, 1963’te 9 yaşında iken bir Pazar Ayini için gittiği Baptist Kilisesi’nin ırkçı beyazlar tarafından bombalı saldırısıya uğramasına da tanık olur. Kilisede bulunan 4 kız çocuğu hayatını kaybeder. Ölenlerden biri Rice’ın okul arkadaşıdır. Spike Lee, “Four Little Girls” (Dört Küçük Kız) adıyla bu olayın belgesel filmini yaptı fakat saldırının failleri ancak 2002 yılında, yani olaydan 39 yıl sonra Rice, Ulusal Güvenlik Danışmanı iken cezaya çarptırıldılar... Zaten henüz 11 yaşındayken Beyaz Saray' a girmeyi kafasına koymuştu Rice. Babası ile birlikte Beyaz Saray'ın önünden geçerken, ağzından şu sözler döküldü; “Bir gün bu binanın içine gireceğim




1969' da 15 yaşında üniversiteye girdi, lisansını Siyaset Bilimi üzerine Denver Üniversitesi’ nden 1974 senesinde aldı. 1975 senesinde Notre Dame Üniversitesi’ nden masterını, 1981 senesinde Denver Üniversitesi Uluslar arası İlişkiler Lisans Üstü Eğitim Biriminden doktorasını aldı ,26 yaşında Stanford Üniversitesi Güvenlik ve Silah Kontrolü merkezinde profesör oldu, 1993'te ise ABD'nin en genç, ilk kadın ve ilk siyahi dekanı oldu. İlk siyah Ulusal Güvenlik Konseyi danışmanı (baba Bush dönemi), petrol şirketi Chevron' un ilk siyah kadın yönetim kurulu üyesi, adı tankere verilen ilk siyah kadın, Ulusal Güvenlik Konseyi'nin ilk siyah kadın başkanı (oğul Bush' un ilk dönemi) ve nihayet ABD tarihinin ikinci kadın, ikinci siyah ama ilk siyah kadın dışişleri bakanı…




Sovyet Rusya, Doğu Avrupa ve silahsızlanma konuları uzmanlık alanı. Rusça, Fransızca ve İspanyolca biliyor, Standford’ ta akademik eğitim aldığı yıllarda Kudüs Baptist Kilisesi’ nin teklifini kırmayarak, bir piyanist bulunana kadar 6 ay boyunca her hafta sonu ücretsiz dini müzik çalacak kadar da dindar. Çokca makalesi bulunan bir akademisyen.





Hiç evlenmedi, romantik bir ilişkisi de yok. Hafta sonlarını genellikle Bush ailesiyle birlikte Camp David'de futbol ve beysbol maçları seyrederek ya da puzzle yaparak geçiriyor. Bush’ la o kadar çok vakit geçirdiğinden olacak bir gün gazetecilere açıklama yaparken dili sürçmüş ve "Kocam... Pardon Başkan Bush'a söylediğim gibi" demişti. Kendine ait tek zevki, Washington'daki bir klasik müzik grubuyla birlikte piyano çalmak.



Hayat felsefesi, Tanrı'nın kendisine sunduğu yetenekleri bir gün dahi ziyan etmemek. Her sabah 05:00'te kalkan Rice, sporunu da aksatmamaya özen gösteriyor, saat 07:00'den önce ofisinde oluyor; fazla kalori almamak ve fazla para harcamamak için öğle yemeğini evden getiriyor. Genellikle akşam saat 22:00'da yatıyor. 50 yaşında ama hala bacakları erkekler arasında konuşuluyor, giyim-kuşam işlerinde hayli başarılı, dikkat çekmeyi biliyor, Almanya'daki Wiesbaden Amerikan Askeri Üssü 'nü ziyareti sırasında giydiği, matrixvari, yedi düğmeli uzun siyah ceket ve çizmeleri hala aklımda… En büyük zaafı ayakkabılar. Çeşit çeşit ayakkabıları olan Condi’ nin vazgeçemediği şey ise YSL' nin 10 numaralı ruju. Condi’ nin saçları ise başlı başına bir vak’a, ispanyollar, Rice’ın saç modelini örnek alarak, yeni bir stil bile yarattılar. İspanya da senyoritalar şimdi kuaföre gidince ‘condi flip’ kesim istiyorlar.





Steve Earle'ün, 'Revolution Starts Now' (Devrim Şimdi Başlıyor) adlı albümünde yer alan 'Condi Condi' isimli şarkının sözleri geliyor aklıma:

"Diyorlar ki çok sinirliymişsin ama öyle değilsin/ Etrafımda topaç gibi dans et/ O Condi Condi Condi sakın durma/ Oh Condi Condi beni duymuyor musun?/ Bahçe duvarının dışında bekliyorum/ belimdeki çantada şarap/ kalbimde Condi, aklımda romans/ Dinle beni Condi, sakın korkma/ Bu gece buraya hüznünü kovmaya geldim/ Seni asla incitmem, iyi davranırım/ Oh Condoleezza yoksa bu gece gelmeyecek misin?/ Sevimli küçük Condi, olabildiğince değerli/ Bahse girerim benim gibi âşık bulamadın."

Nostradamus' un, “ABD'nin başına bir kadın başkan geçecek. Bu bilge başkan Güney’ den olacak” sözü de; Martin Luther’ in malum “Düşü” de Condi ile gerçek olacak gibi!



Koş bakalım Condi, yolun sonu nereye varacak?
/p>
<
<

<2/span> Yorum: “
    <
  1. # <Anonymous Adsızyazıyor...


Google


Vikipedi Ansiklopedi Değildir








Bu bloga eklenecek yeni yazıları RSS tekniğiyle

 XML›