<

<



"İzin verin de sözümü tamamlayayım. Bir idam mangasının nasıl işlediğini size anlatayım: Ölüm mahkumuna ateş etmeleri için yedi asker seçilir. Askerlere yedi silah verilir, bunların altısında gerçek kurşun vardır; birinde ise talim fişeği. Onun içindeki barut da ötekilerde olduğu gibi patlar, çıkardığı ses de aynıdır, ama kurbanın bedenine ateş ederken o silahın içinden kurşun çıkmaz. Hangi silahta talim fişeği olduğunu askerlerden hiçbiri bilmez. Her biri kendi silahında talim fişeği olduğuna ve tanımadıkları ama öldürmek zoruda oldukları mahkumun ölümünden ötekilerin sorumlu olduğuna inanır."





Yukarıda ki satırlar; Paulo Coelho' nun, "Şeytan ve Genç Kadın" adlı romanından. Roman gerçekten okumaya değer, bir solukta okunan kitaplardan. Yazarın, hikayenin akışı içinde satır aralarına ustaca yerleştidirdiği hikayelerde kitabı çekici ve etkileyici kılıyor. İdam mangaları mevzusunda olduğu gibi.





Kitabı bitirdikten birkaç saat sonra, internette tesadüfen bir habere rastladım. Haber, Aralık 2004 tarihli. Haberi pek fazla kişinin duyduğunu tahmin etmiyorum. Zaten habere -o kadar aramama rağmen- sadece bir site de daha rastlayabildim; birincisi Star Gazetesi' nde, ikincisi ise yerel Şişli Gazetesi' nin sitesinde.





Haber şöyle; Enver Yüksel adlı 23 yaşındaki genç, -fotoğraflardan anldığım kadarıyla-Taksim Meydanı' nın, İstiklal Caddesi ile kesişen noktasında bulunan Simit Sarayı adlı işletmenin teras katından, yan binanın çatısına çıkıp atlamak istiyor. O sırada caddeden geçen bir gurup insan(!) "atla, atla" diye bağırmaya başlıyor. Enver bir süre daha durduktan sonra sadece, "çekilin" diyor ve binadan atlıyor. "Atla, atla" diye bağıran güruh bir anda buz kesiyor... Buse Dağ adlı bir insan Enver' e yardım ediyor, ambulans gelene kadar moral veriyor. Enver'in akıbeti hakkında ise haberde bilgi verilmiyor. Anlaşılan, ne medyanın ilgisini çekmiş bu haber, ne de insanların...





"Atla, atla" diyen yığın!



Siz aptal aptal aklınızca eğlenirken, o genç "çekilin" dediğinde, bedeni boşluğa düştüğünde ve yere çarptığı anda çıkan o sesi duyduğunuzda neler hissetiniz? Bu manzarayı, o sesi, bir ömür boyu unutabilecek misiniz? Kaçınız şimdi o gencin yüzünü hatırlıyor, kaçınız "acaba öldü mü?" diye düşünüyor. Kaçınız kendinizi sorumlu hissediyor? Belki de her biriniz, idam mangasında ki askerler gibi, "benim ki kurusıkıydı" diye düşünürek, kendinizi teselli ediyorsunuz. Ama hepinizin kurşunları, silahlarınızın ağzında ve gerçekti. Eğer Enver öldüyse, onu siz öldürdünüz!





Yukarıda ki tablo Manet' in, iyi bakın, belki tanıdık birini görürsünüz!
/p>
<
<

<7/span> Yorum: “<İdam Mangaları#8221;

    <
  1. # <Blogger :..:yazıyor...