<

<



İstanbul’ a yolu düşen herkes mecburen İETT ile tanışır. Otobüs, vapur, metro, teleferik yada tramvay mutlaka tanışırsınız biriyle. Henüz İETT ile müşerref olmadıysanız, ben biraz tanıtmaya çalışayım size.






İstanbul’ da ilk otobüs 1926 yılında başladı hizmet vermeye; vapur ve tramvayın mazisi ise daha eskilere (1837 ve 1871) dayanıyor. Bunca yıl, milyonlarca insan yolculuk yaptı bu toplu taşıma araçlarıyla. Ama belki de bu yolcular Ocak 2005’e kadar varamadı insanlıklarının farkına. Niçin mi? Açıklayayım.





2004’ ün Aralık ayından beri İETT felsefe tarihine geçecek bir akım başlattı. Onlar bu felsefeye, “Biz İnsan Taşıyoruz” felsefesi diyorlar. İlk defa bir Ocak sabahı İETT otobüslerinin üzerinde kocaman, “Biz İnsan Taşıyoruz” yazısını görünce, daha uyunamadığımı zannetmiştim. Bunun bir kabus olmadığını, daha sonra haberlerden ve İstanbul caddelerinde ki reklam panolarından hepimiz anladık. Bu nasıl bir slogandır, nasıl bir reklam kampanyasıdır, anlamak mümkün değil. Kampanya yedinci ayını dolduracak, hala bu rezalete ses çıkaran yok. Akbillerin üzerinde bile aynı yazı; “Biz İnsan Taşıyoruz.”





İETT Genel Müdürü Dr. Muammer Kantarcı ve ekibi sanırım yaptıkları işin daha yeni farkına varmışlar. İnsan taşımak zaten sizin işiniz bu bir, ikincisi ise “siz” insan taşıyorsunuz da diğerleri “ne” taşıyor? Bu kadar komik bir tanıtım kampanyası için de ihale açmadınız umarım. İhale dedim de aklıma geldi. Siz yine bu “Biz insan taşıyoruz” felsefesine(!) uygun olarak, yolcularınızı da sigortalamaya başladınız değil mi?





İhaleyi TEB Sigorta kazanmıştı. Taşıdığınız "insanlara" biçtiğiniz değer de ölüm halinde 20 milyar! Ne demeli bilmiyorum doğrusu. 12 milyon insanla dalga geçer gibi, “Biz insan taşıyoruz.” yazlılı otobüsler her gün İstanbul trafiğine çıkıyor ya...





Aynı tarihlerde tramvay hattı Galata Köprüsü’ nden geçtiğinde de “Köprüden Geçti Tramvay” diye bir sloganla köprüyü donatmıştınız. Hala o yazı köprünün tam orta yerinde duruyor. Türkünün devamını düşününce, “vidaların düştü tramvay diloy loy” mu diyeceğiz? Kestiremedim!





Bu iki harika fikir için sizi bir kere daha tebrik ederim. Gerçi sizde bu akıl varken, ben o gelinin (!) akıbetinden de şüphe ederim. Zamanın da (13 Eylül 1966) dönemin İstanbul Belediye Başkanı Haşim İşcan talimat vererek İETT Genel Müdürü Saffet Gürtav’a İstanbul’daki bütün rayların sökülmesi kararını
aldırtmamış mıydı?





İstanbul’ da 1914’ te 130 kilometre uzunluğunda raylı sistem varken 2002 yılında bu rakamı 38 kilometreye düşüren bir zihniyet! O yıllar da tüm Avrupa ülkelerinde şehir içi raylı sistem revize edilirken bizimkiler toptan söküp attılar. Şimdi ise 1 kilometrelik tramvay hattı için 2,5 milyon dolar, metro hattı için 6 milyon dolar harcanıyor. Böyle aklı evveller belediyecilik yapmaya devam ederse, tramay köprüden değil, üzerimizden bile geçer yakında! Tabii para bulabilirlerse...








Kırşehir yöresine ait bu türküyü ise Artvinli İBB Bşk. Kadir Topbaş' a armağan edelim. Dinledikçe o da, bizi hatırlasın!







Köprüden geçti gelin,



Saç bağın düştü gelin, diloy loy,



Haldan bilmez ne fayda,



Söz anlamaz, ne çare...
/p>
<
<

<1/span> Yorum: “<"Biz İnsan Taşıyoruz"#8221;

    <
  1. # <Anonymous wasyazıyor...

Google


Vikipedi Ansiklopedi Değildir








Bu bloga eklenecek yeni yazıları RSS tekniğiyle

 XML›